Okudunuz mu?

Türkiye'nin din-siyaset ilişkisi, din-hukuk ilişkisi, demokrasi, laiklik ve benzeri konularda karşı karşıya kaldığı, odağında dinin yer aldığı gerilimden çıkabilmesi için, öncelikle doğru bilginin ... Devamını oku...

Kısa Kısa...

Doğrusu, "Rabbimiz Allah’tır" deyip, sonra da dosdoğru gidenlere korku yoktur; onlar üzülmeyeceklerdir. İşte onlar, cennetliklerdir. İşlediklerine karşılık olarak cennette temelli kalacaklardır. 46/13-14

Haftanın Yazısı

Günümüzde Müslümanların en temel sorunlarından birisi, din temelli guruplaşmalar, hizipleşmelerdir. Kur’an, “hepiniz birden Allah’ın ipine sımsıkı sarılın” derken... Devamını oku...

EN ÇOK OKUNAN MAKALELER

KİTAP

Türkiye'de din anlayışında değişim süreci

Devamını Oku...

Hasan Onat | DİN, AKIL,BİLİM |

Mezheplerin Stratejik Boyutu ve Mezhep Çatışması

 

Din, toplum içinde insanca yaşayabilmenin temel ortak paydasını insanlara kazandırır. Bu ortak payda, her insanın Tanrı’nın özenle yarattığı benzersiz bir varlık olması ile kendisini açık eden, insan olmanın bizatihi değer olduğu gerçeğidir. Tanrı, akla destek olsun diye vahiy göndermiştir. Din, insan hayatına anlam kazandıran, insanın olay ve olguları “olduğu hali ile”, varolan gerçekliği ile anlamasını kolaylaştıran, insanın kendini inşa etmesini mümkün kılan bir araçtır. Din, insan için vardır. Din, kaynağını insanın fıtratında bulur. Din, toplumların gelişmişlik düzeyine göre kurumsallaşır. Bu sebepten, insanın olduğu her yerde, mutlaka din de vardır.

 

Dini anlayan, yaşayan ve kurumsallaştıran insandır. Bu bakımdan, din denildiğinde hem dinin özünü oluşturan temel kurucu ilkeler, hem de bu ilkelerin insanlar tarafından anlaşılma biçimleri akla gelir. Ancak, esas olan kurucu ilkeler olduğu için, dinin özünü bu ilkelerde aramak gerekir. Dinin anlaşılma biçimi, anlayana, anlayanın içinde bulunduğu ortama ve anlaşılması gereken mesaj ile anlamaya çalışan arasındaki samimiyete bağlı olarak gerçekleşir. Bu sebepten, dinin anlaşılma biçimleri hem her bireyin hayatının muhtelif evrelerinde farklı olur, hem de toplumsal boyutta yatay ve dikey farklılıkları beraberinde getirir. Daha açık bir ifade ile, din anlayışı, bireysel ve toplumsal planda bütünüyle beşeri olan bir anlayıştır. Bu anlayışın ne ölçüde doğru olup olmadığı ile ilgili tek belirleyici yine “vahiy”dir. Vahyi anlayanın ise insan olduğu unutulmamalıdır. O zaman, din alanında belirleyici olan “ölçüt”, aklın ve vahyin kesiştiği, daha doğrusu birbirini tamamladığı yerlerde karşımıza çıkan ölçüt olmaktadır.

Devamını oku...

Kendini Bilmek Üzerine (2)

 

Kendini bilmek üzerinde düşünürken, öncelikle bu işin bir süreç olduğunu ve bilgiye bağlı olarak anlam kazandığını akılda tutmakta fayda vardır. Kendimizi bilmeye, anlamaya, tanımaya başladığımız andan itibaren “kendimiz” olmaya başlarız. Eğer kendimizin, yaşadığımızın, ne yaptığımızın, ne yapmak istediğimizin, ne yapabileceğimizin farkında değilsek, hem kendimizle ilgili sağlıklı bir bilinç geliştiremeyiz, hem sağlıklı bir kimlik algısı oluşturamayız, hem de toplumsal akışın içinde bir “dolgu malzemesi” gibi hayatımızı tüketmek zorunda kalırız. Bu sebepten, insanla ilgili her şey, bir şekilde bilgimizle, bildiklerimizle ilgilidir. İnsanoğlu bildiği kadar özgün, özgür ve özne olabilir.

 

Tanrı insanı gerçekten özenle, Kur’an’ın ifadesiyle “en güzel şekilde” yaratmıştır. Bu sebepten, Tanrı’nın varlığının en açık kanıtı insanın ta kendisidir. Belki de, her insanın “tek”, “biricik” olması, insana, Tevhid gerçeğini derinden anlama ve kavrama imkanı sağlamaktadır. Belki de, çok derin anlamlar içeren “kendini bilen Rabbini bilir” ifadesinin anlam kapılarından birisi, insanın biricikliği sayesinde biraz aralanmış olmaktadır. Yüce Allah her şeyin yaratıcısıdır. Tanrısal yaratma, sadece bir şeyi var kılma, varlık sahnesine çıkartma değildir; aynı zamanda “sürekli bir yaratma”dır. Bir başka ifadeyle yaratılan, var olan şeyler, sürekli yaratma ile, varlıklarını sürdürebilmekte, var kalabilmektedir.

Devamını oku...

Kendini Bilmek Üzerine (1)

Kendini bilmek, esas itibariyle insanın kendisi hakkında doğru bilgi sahibi olması, bu bilgiyi de kendisi ile ilgili süreçlerde kullanabilmesi demektir. İşin tuhaf tarafı, eğer kendimizi bilmek, tanımak, anlamak için özel çaba harcamazsak, kendimizi asla bilemez, tanıyamaz ve anlayamayız. Bu iş, öncelikle yüksek derecede bilme arzusunu, daha sonra da emek vererek öğrenmeyi ve bilinenleri hayata geçirmeyi gerektirir.

Kendini bilmek için, insanın kendisini bilmeyi istemesi, atılması gereken ilk adımdır. İnsanlar, kendilerinden çok, kendileri dışında olup bitenlerle ilgilenmeyi tercih ederler. Belki de, var olabilme refleksi, dış dünyayı insanın önüne geçirmektedir. Ancak, dış dünyayı anlamaya, tanımaya, bilmeye çalışırken, bu işi kendimiz için yaptığımızı unutuyoruz. Biz, var kalabilmek için dışımızda olup bitenlerle uğraşırken, dış dünya bizi yavaş yavaş yutmaya başlıyor. Çoğu zaman bırakın kim olduğumuzu, yaşadığımızın bile farkında olmuyoruz. Olaylar bizi peşinden sürüklüyor. Oysa insana yakışan olayların peşinde sürüklenmek değil olayları peşinde sürüklemek olmalıdır. Bunlar bir gerçeği ortaya çıkartmaktadır: Kendini bilmek istemeyen, kendini bilmek için özel emek harcamayan bir kimse, asla kendini bilemez; en ileri noktada kendini bildiğini zanneder; bunun da zan olduğunun farkına varamaz.

Devamını oku...

MAKALE ARŞİVİ

Prof. Dr. Hasan Onat'ın kaleme aldığı bilimsel ve güncel makaleleri hasanonat.net üzerinde bulabilir, gelişmeleri yine bu internet sayfası üzerinden takip edebilirsiniz. Makale arşivine ulaşmak için, lütfen buraya tıklayınız.

HABER ARŞİVİ

Hasan Onat'ın sizinle paylaşmak istediği gelişmeleri, internet sayfamızın haberler bölümünden takip edebilirsiniz. Bu bölümde güncel duyurular ve geçmişte yayınlanmış haberlerin bir arşivini bulacaksınız. Hasanonat.net haber arşivine erişmek için lütfen buraya tıklayınız.

GİZLİLİK KOŞULLARI

hasanonat.net üzerindeki, yazılı, görsel ve işitsel materyallerin tamamının telif hakları Hasan Onat ve Crea Studios'a aittir. Bu materyallerin alıntılanması ile ilgili koşullar için, lütfen Gizlilik Koşulları sayfamızı ziyaret ediniz.

İLETİŞİM

Prof. Dr. Hasan Onat

Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, İslam Mezhepleri Tarihi Ana Bilim Dalı Başkanı.

Adres: Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, Beşevler / Ankara, 06500

Telefon: +90 (312) 212 68 00 / 1269

E-Posta:

onat@divinity.ankara.edu.tr

onat@hasanonat.net